Yoğun bir döneme girildi yine. Sadece basketbol olarak değil hayatın her şeyiyle. Ekonomik kriz, siyasi gelişmeler, Milli Takım maçları, Ertuğrul Sağlam’ın istifası, ‘Mustafa Denizli bu kulüpten içeri giremez’di ama girdi… vs.
Basketbolda da yoğun bir dönem var. Öncelikle maçlar başladı tabi, bu trafiğin başlangıcı. Bir de TBF seçimleri var, o da trafiğin sıkıştığı nokta. O konu hakkında konuşulacak çok şey var ama gelişmeleri takip etmekle yetinip sonuçtan sonra yazmaya karar verdim o yüzden o topa girmiyorum daha.
Biraz altyapıdan söz etmek lazım. Altyapı liglerinde maçlar başladı. İstanbul’da bu sezon yoğun bir maç trafiği var. Yetişebildiğimize gidiyoruz. Geçen sezona oranla bu sezon bir kaç maça gidebildim ancak sanırım biraz sezon başı olması nedeniyle çok kaliteli maçlar çıkmadı ortaya. Bir kaç hafta öncede Bursa’daydım ve orada da bir-iki takımı inceleme fırsatı buldum. Yıldız Milli Takım antrenörümüz Mustafa Derin ile de görüşme şansı yakaladım, her zaman olduğu gibi geleceğe ümitle bakıyor ama konuşarak değil, çalışarak bu ümitlerin gerçekleşebileceğinin de üstüne basıyor.
2000′li yılların başından itibaren özellikle 86-87 jenerasyonu ile birlikte yakaladığımız altyapı hareketliliği gerçekten heyecan vericiydi. Kaldı ki 91 ve 92 jenerasyonundan isimler daha yeni yeni piyasaya çıkıyorlar. 83 jenerasyonundan başlamak üzere 92 jenerasyonuna kadar bir 10 yıllık yatırım toplanıp, 2 yıllık dönem içinde Milli Takıma kullanılabilir diye düşünüyorum.
Fakat bundan sonraki dönem için baktığımızda sanırım az da olsa bir duraklama dönemine gireceğiz. Daha doğrusu 87 jenerasyonunda olduğu gibi toplu oyuncu hareketi yerine bireysel yeteneklere yönlenilecek. 98 yılında Fransa Milli Takımı’nın Dünya Kupası’nı kazandığı kadroyu oluşturan Aime Jacquet’nin dediği gibi, “100 oyuncu içinden 1 Thierry Henry çıkarabiliyorsak” başarılıyız mantığına doğru yol alacağız. Zaten bu döngü böyle işliyor da işte toptancılığa alışmış milletiz ya bu nedenle “Altyapıdan adam çıkmıyor” diye söyleniyoruz antrenörlerimize.
İşin aslı bu 100 oyuncuda 1 isim gelir, gerisi başka yerlere gider. Ya benim gibi yazı yazar basketbolu izler, ya yorumcu olur, ya antrenör olur, ya basketbolun başka bir parçasında olur ya da tamamen bu spor ile alakasını keser. Biz de “Neden oyuncu yetişmiyor?” diye söylenir dururuz. Aslında yetişiyor da biz farkında değiliz, daha doğrusu geç farkediyoruz (25 yaşındaki oyunculara hala genç oyuncu (dememiz gibi).
Ali Emre Dedeoğlu - HabertürkTv


05 Aralık 2008
"YÜZDE 1" hakkında O yorum var.
Yorum Yap!