OYAK RENAULT VAKIASI – ÖMER KİRMİKİL

Geçtiğimiz günlerde Oyak Renault Spor Kulubü, basketbol şubesinin Türkiye 2.Basketbol Ligi’nden çekildiğini, ancak alt yapı faaliyetlerinin sürdürüleceğini açıkladı. Futbolun şike çalkantıları nedeniyle ilgi kaybettiği ve bu ilginin basketbola kayması çok muhtemel olan bir sezonun arifesinde Oyak Ranault’un bu kararı vermesinin nedeni ne olabilir?

Ekonomik yönden spor kulübünün kendi gelirlerinin, ki bu gelirlerin ağırlıklı kısmını naklen yayın gelirleri oluşturuyor, kulübü döndürmeye yetmediği bir gerçek. Dolayısıyla asıl işi otomobil üretmek olan Oyak Renault A.Ş.’nin kulübe para aktarması kaçınılmaz bir hale geliyor. Burada denebilir ki, “Oyak Renault A.Ş., spor kulübü sayesinde basketbolu kullanarak kendi reklamını yapıyor.” Bu görüş doğru olmakla birlikte başka soruları beraberinde getirmekte. Birincisi, “Basketbol vasıtasıyla hangi pazara reklam yapılıyor?”. Bilindiği gibi Oyak Renault, basketbolda yıllardır Avrupa arenasında oynamıyor. Dolayısıyla otomobillerin reklamının, Avrupa’da veya başka ülkelerde bu yolla yapılması mümkün değil. O zaman geriye sadece Türkiye piyasası kalıyor. Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının çocukluğundan itibaren bildiği bir otomobil markasının da basketbol yoluyla reklamının yapılmasının ne kadar gereksiz olduğu da aşikâr durumda. Manzara bu olunca da spor kulübü, A.Ş.’nin sırtında bir kambur haline geliyor. Burada denebilir ki, “Bu tarz büyük firmaların spora destek vermesi toplumsal bir görevdir.” Evet doğru, bu bir toplumsal görevdir. Ancak Fransız sermayesine ait olan bir kuruluş, Türk gençliğinin spor ihtiyacını ne kadar önemser? Kaldı ki, alt yapı faaliyetlerinin devam ettiğini ileri sürerek, bu tezi rahatlıkla çürütmek mümkün.

Peki çare?

Oyak Renault fabrikası ve spor kulübünün tesisleri, Bademli, Nilüferköy, Korupark gibi, Bursa’nın ekonomik yönden imkan sahibi ve eğitim düzeyi yüksek kesimlerinin yaşadığı bölgelerin merkezinde bulunuyor. Spor salonu yapmak için elverişli pek çok yerin olduğu bu bölgede öncelikle 5000 kişi kapasiteli bir salon yapmak ve kulübün maçlarını burada oynatmak akla gelebilir. Bu bölgenin halkına hitap edecek şekilde kulübün tanıtımı yapılabilir ve bu sayede onların ilgisi çekilip, kendi çocuklarını kulübün alt yapısına yönlendirmeleri ve böylece Oyak Renault’un bir semt takımı haline getirilmesi mümkün olabilir. Bu sayede maça gitmek, ailece yapılan bir hafta sonu etkinliği şekline gelirse, alt yapı ağırlıklı bir kadroyla oynanacak maçları, bölge halkının desteklemesi ve salonu doldurması kaçınılmaz hale gelecektir. Her maçını 5000 kişiye oynayan bir kulübün, kombine biletlerle, buna paralel olarak artacak sponsorlarla, alt yapıdan yetişen ve daha büyük kulüplere satılacak oyunculardan elde edilecek bonservis gelirleriyle para kazanması ve kendi kendini döndürmesi çok zor olmasa gerek. Tabi ki bu, uzun vadeli, oyuncu üretmeye yönelik, emek harcanması ve sabır gösterilmesi gereken bir yöntem. Günlük çözümlerin peşinde koşan, ürettiğiyle değil satın aldığıyla(tükettiğiyle) övünen, geleceği kafasına fazla takmayan bir toplum yapısında bunu uygulamak?....

Ömer Kirmikil