ORHUN ENE’DEN ÖNERİLER ” POZİTİF COACHİNG”

Darüşşafaka Doğuş, eski A Milli Takım ve Banvit’in koçu Orhun Ene son zamanlarda katıldığı panel ve seminerlerde çok önemli bir konunun üzerinde duruyor: Pozitif Coaching… Ene eski metotların değişmesi gerektiğini çünkü üzerinde çalışılan malzemenin, yani oyuncuların artık değiştiğini ifade ediyor. Günümüzde koçların oyunculara hatalarını veya görevlerini hatırlatırken kullandıkları aşırı agresif üslup ve vücut dilli yerine, özellikle altyapıdan başlayarak oyuncuların hataları kadar doğrularını da gören, kötü oyun veya yenilgi sonrası dahi onları özgüven kazandırıcı metotlarla kazanmak ve geliştirmek gerektiğinin altını çiziyor. Bununla bağlantılı olarak koçların, kendisine güvenen, sorumluluk alabilen lider özellikli oyuncu yetiştirmesi konusundaki görevini de hatırlatıyor. Ene’nin çeşitli toplantılardaki söylemlerini kendisinin iznini alarak derledik… Ve karşımıza ders niteliğindeki şu notlar geldi…

DÜNYA DEĞİŞİYOR
Oyunculuktan gelen bir antrenörüm. Bu anlamda da antrenörlük mesleğine başlarken, oyuncu iken çalışmış olduğum antrenörlerden, daha sonrasında yardımcılığını yapmış olduğum, rakip olduğum ve de Euroleague, NBA ve NCAA gibi organizasyonlarda ki başarılı koçlardan etkilendim. İlk yıllarımda bunun etkileri doğrultusunda antrenörlük yaptım. Zaman geçtikçe edindiğim tecrübelerimle yaşadığım başarı ve başarısızlıklarla basketbola farklı bir perspektiften bakmaya başladım. Oyunculara ve oyuna daha farklı bir gözle bakarken bana göre bir insanda olması gereken en önemli karakter özelliklerinden biri olan empati duygumu geliştirdim. Bir antrenörün çalıştırdığı oyuncu ister 10 yaşında basketbola başlayan genç bir oyuncu olsun, isterse de profesyonel seviyede yıldız bir oyuncu olsun, siz bu oyuncuları tanımıyor ve onlarla empati kuramıyorsanız, onların öğrenme ve yeteneklerini açığa çıkarma becerilerinin yüzde yüzünü kullanamazsınız. Bugün bu sürece baktığımda antrenörlükte gelmiş olduğum nokta ilk noktadan çok farklı. Bugün ben pozitif coaching’e inanan bir insanım ve bunun günümüz dünyasında özellikle altyapıda oyunculara, hem basketbolu öğretmek adına hem de kişilik ve liderlik vasıflarını geliştirme adına daha faydalı bir yöntem olduğunu düşünüyorum. Antrenörlüğe altyapı takımları çalıştırarak başladım. Eskiden oyuncuların müthiş disiplin içerisinde, sert bir yaklaşımla askeri disiplinde daha başarılı olacağını düşünen birisiydim. Böyle de davranıyordum, böylesine komplike bir oyunda yeni bir şey öğrenen gençlerin ilk dönemlerinde ne kadar stresli ve gergin olduklarının farkında değildim. Yaklaşımımdaki sert tutumumun, azarlamanın onları olumsuz yönde ne kadar etkilediğini anlayamıyordum. Sürekli hatalarını söylerken üzerlerinde yaratmış olduğum stresin özgüvenlerinde yaratmış olduğu baskı onları daha da fazla hataya sürüklüyor, tek pota kendi başlarına maç oynarken ortaya koydukları oyunu ve yaratıcılığı benim antrenmanlarım da yarısını bile ortaya çıkaramıyorlardı. İyi niyetli olmalarına rağmen oyuncularım yavaş öğreniyorlardı.

Çeşitli cezalarım vardı ilk koçluk dönemimde. “Line drill” koşusunda süre koyardık, süre içinde tüm oyuncular bitiremezse bütün takım tekrar koşardı. Bu koşu alıştırmasını o zamanlar takım olmak için çok önemli olduğunu düşünür ve hep beraber bitirmeye çok önem verirdik. Her seferinde 1 – 2 oyuncu zamanında bitiremezdi ve tekrar yapıldığında da buna daha çok kişi eklenirdi. Sürekli cezaya yönelik bu sistemin işini iyi yapmaya çalışan ve zamanında gelen oyuncuların motivasyonunu bozduğunu zamanla siz de görebilirsiniz. Biz ilk başta 12 oyuncuyu birden zamanında gelmesini isterken, işi doğru yapan 12’de 10 oluyor, sonra bu rakam 6 – 7 oyuncuya kadar düşüyordu. Oyuncuları bu ceza metoduyla karşı karşıya getirdiğimizden “ben işimi iyi yaparken, başkaları yapmıyor, ben niye bir daha yapayım?” diyen oyuncuların da kendini bıraktığını gördüğüm oldu. Şimdi böyle durumlarla karşılaştığımda sahada koyduğumuz hedefe ulaşan veya ulaşamayan oyuncular arasındaki farka daha fazla önem veriyorum, eksik veya geç yapan oyuncuya ise asistan koç veya kondisyoner ile müdahaleyi tercih ediyorum.

Bugün baktığımda zaten sahanın içine gelen bu çocukların yaşadıkları heyecanı, tedirginliği sadece altyapı seviyesinde değil, A takım seviyesinde de görebiliyorum. Tabii ki basketbolda bir takımın disiplin ile birlikte iyi bir organizasyona da ihtiyaç var ama bu disiplin ve organizasyon sağlanırken de bunun yolunun sadece katı disiplin kurallarıyla bağırıp çağırarak sağlanamadığını anlamak lazım. Sadece oyunculara negatif anlamda geri dönüş yapmak ve iyi yapılanlara karşı tepkisiz kalarak görmezden gelmek oyuncuların sanatçı taraflarını değersizleştirerek onları sıradanlaştırmakta. Oyuncular herkesten çok antrenörlerinden takdir bekliyor, bu sebepten günümüzde Amerika’da da takım sporlarında da eğitimciler ve pedagoglar tarafından uygulanması önerilen “5 doğru – 1 yanlış” yaklaşımının, küçüklere, yukarı çıktıkça “3’e 1” ve “2’ye 1” oranında “doğru – yanlış” dönüşünün çok önemli olduğunu düşünüyorum.

OYUNCU ÖDÜLLENDİRİLEREK DE MOTİVE EDİLİR
Bugün insanlar ceza kadar ödülle de motive edilebilir. Bugün sadece bir şeyleri yapamadığı zaman cezalandırmak yerine bazı şeyleri iyi yapan isimleri ödüllendirmek de var. Ama genel anlamda dünyaya baktığımızda sporda artık rekabet, savaş gibi ve ülkeler arasında saygınlık kazandıran bir hal aldı. Eskilerde organizasyonlar, takım sporu yokken, ülkeler arasındaki rekabet sadece savaşlarda ortaya çıkarmış. Şimdi savaşların yerini takım sporları alınca ülkelerin arasındaki rekabet spor dallarında ortaya çıkıyor. Savaşlarda kumandayı elinde bulunduran komutanlar, basketbol antrenörleri ve voleybol antrenörlerine örnek olmuş. Orada canı pahasına mücadele eden insanların tarzı ve felsefesi ile antrenörlüğün tohumları atılmış. Model olarak da antrenörlerin çoğunun kenardan bağırması, oyuncuları motive etmek için azarlaması ve hor görmesi oyuncuların performansının arttıracak metotlar olarak görülmüş. Dünya özellikle son 20 – 30 yılda çok değişti ve bugün antrenör olarak baktığımda başka bir eğitim sistemiyle özgüveni yüksek ve hayata daha hazır gençler yetiştirmek daha önemli. Bu düzende herkes kendisini yenileyip çağa ayak uydurmalı. Şimdilerde çocuklara yetişkin gibi davranmaya başladık ve bu yöntem eğitimciler, bilim insanları tarafından tavsiye de ediliyor. Hala 70 yıllık metotlarla oyuncuların performansını yükseltme açısından bu tür yaklaşımların şimdi olmasa bile kısa dönemde malzemenin değişimiyle beraber tamamen değişeceğini düşünüyorum. Sadece disiplinin ve otoritenin oyunculara bağırıp çağırmanın aksine, insanların sorumluluklarının bilincine getirildiği zaman başarının ve gelişimin daha iyi olacağını düşünüyorum. Öğrenme daha çabuklaşacak ve her koşulda sorumluluk alan insanların başarılı olacağını düşünüyorum.

KOÇLARIN İKİ ÖNEMLİ GÖREVİ
Bugün baktığımızda koçların iki tane önemli görevi var. Bir organizasyon sağlayarak 12 oyuncunun yer aldığı takımda sonucu almak adında bir takım düzeni kurma ve o takımın da bu düzen içerisinde başarısını sağlamak. Yani, bir bakıma çizgilerin arasındaki alanı kontrol etmek. Diğer görevi ise öğretmenlik yaparak basketbolu öğretmek. Günümüz basketbolunda antrenörler saha içini organize etmeyi, öğretmenliğe oranla daha fazla önemsiyor. İşin öğretme kısmının geçmişte kaldığını görüyoruz. Sadece antrenör tercihleri değil sistemin getirdiği baskıdan kaynaklanan bir şey bu tabii ki. Ne olursa olsun öğreticilik tarafının kendi adlarına bir misyonu olduğu ve bu görevi kendi çalışma programları çerçevesinde sadece sahayı kontrol eden çalıştırıcılar olarak değil, öğreticilik görevlerini de yerine getirmeyi düşünmeliler. Öğreticilik kısmına gelindiği zaman akademik ve aile içi eğitimde dünyada nasıl her şey değişiyorsa, altyapılardan başlamak üzere bizim de her şeyi değiştirmemiz gerekiyor. Lider oyuncu yetiştirmekte zorlanıyoruz, kendi kararlarını alacak, sorumluluk taşıyabilecek, kendine güvenen, kavga dövüş ile gerginliğe girmeyen oyunculara ihtiyacımız var. Bu seviyeye gelmek istiyorsak antrenörlere çok büyük görev düşüyor.

Sosyal Ağlarda Paylaşın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Maç Sonuçları & Canlı Skor ortaklığıyla sunulmaktadır.