ÖMER KİRMİKİL : ”TÜRK GİBİ KUVVETLİ !”
Bu lafı duymayan hiç kimse yoktur, “Türk gibi kuvvetli!”. Koca Yusuf, Adalı Halil, Yaşar Doğu, Hamit Kaplan ve adını burada sayamadığımız pek çok efsane güreşçi sayesinde tüm insanlığın aklında yer etmiş bir cümle…
Ancak günümüzde “Türk gibi müsrif” e dönüşmek üzere. Bu dönüşümün en baş aktörlerinden biri, son birkaç yıllık olağanüstü çabaları sayesinde, Beşiktaş Yönetimi olsa gerek. Futbol takımına, artık sayısını aklımızın almadığı, faydasız oyuncuları milyonlarca dolar harcayarak transfer eden, teknik direktörlere tazminat ödemede dünya rekorlarını ardı ardına kıran Beşiktaş Yönetimi, basketbolda da aynı özen ve titizlikle çalışmaya devam ediyor. Yılardır her sezon takımı sil baştan değiştiren ve adeta turizm acentesine çeviren yöneticiler, bu müsrifliği son iki sezondur NBA’den pahalı transferlerle süsleme gayreti içindeler. Geçtiğimiz sezon, geçmişine söyleyebileceğimiz tek bir olumsuz kelime dahi olamayacak, emekli basketbolcu Allen Iverson’u yıllık 2 milyon dolar vererek getiren ve sıfır antrenmanla Avrupa kupası maçına çıkarma dehalığını gösteren yönetim, bu sezon da kendi şöhretine yaraşır bir şekilde milyon dolarları saçarak Deron Williams’ı takıma “kazandırdı”. Elbette dünyanın en iyi 2-3 guardından biri olan Deron Williams’ın kalitesine, hiçbir kimsenin söyleyebileceği olumsuz bir cümle olamaz; ancak bu transfer, asgari ücretle çalışan bir insanın kendisine dünyanın en lüks ve pahalı otomobilini satın almasına benziyor. Medyadan öğrendiğimiz kadarıyla 400 milyon TL. borcu bulunan, yani uçan kuşları geçtik börtü böceğe bile borçlu durumda olan Beşiktaş Yönetimi’nin bu hamlelerini anlamak, uranyum atomun yapısını anlamak kadar zor görünüyor.
Sadece Deron Williams transferiyle yetinmesi beklenmeyen basketbol şubesi, yanına birkaç pahalı transferi daha ekledi ve adını sanını pek çok Belçikalı’nın dahi duymadığı Belçika takımı Dexia Mons-Hainaut’a elenerek sezona muhteşem bir başlangıç yaparak yaptığı harcamaların meyvelerini erkenden toplamaya başladı.
Acaba taraftarlar bu duruma nasıl tepki veriyor? Cevap aslında gayet net; sayın yöneticiler maçları Sinan Erdem Spor Salonu’nda oynamayı planlaya dursun, yürüme mesafesinde bulunan Milangaz Arena’ya maç başına 100 kişi geliyor. Böylece, şike soruşturması sonrasında yöneticilere “Temizlenin de gelin.” diyen taraftarlar, para saçma politikasına artık onay vermediklerini açıkça ortaya koyuyorlar.
Peki tüm bu süreçte hiç mi olumlu bir gelişme olmadı? Beşiktaş Yönetimi bu soruya kanımızca şu şekilde cevap verecektir: “Hepimizin bu fani dünyadaki hayatı bir gün sonlanacak ve ebediyete intikal edeceğiz. Bu dünyada cehennem azabını yeteri kadar yaşattığımız taraftarlarımız, bizim olağanüstü çabalarımız neticesinde Yüce Allah’ın takdiriyle direk cennete kabul edilecek ve bu dünyada çektiği azabın ödülünü sayemizde alacaktır.”
Bundan sonra en azından bir arpa boyu yol alınması dileklerimizle…







