OKLAHOMA’DAN YÜKSELEN BİR YILDIZ – UMUT YILMAZOK

İstanbul’da yapılan ve Milli Takımımızın finalde Amerika’ya yenilerek gümüş  madalya ile yetinmek zorunda kaldığı 2010 Dünya Basketbol Sampiyonası’nın ardından Oklahoma City Thunder oyuncusu Kevin Durant NBA’de sezonu sayi kralı olarak tamamlamasi sonrası geldiği İstanbul’da, oynadığı goz kamaştırıcı basketbolun yanısıra hem turnuvanin en değerli oyuncusu seçilmiş, hem de en iyi ilk beşinde kendisine yer bulmuştu.

Bu başarıların ardından 2010-2011 NBA sezonu öncesinde Kevin Durant hakkında herkesin beklentileri hep aynı yöndeydi. Öyleki; ekim ayi başlarinda NBA genel menejerleri arasinda yapilan bir oylamada Durant, takim menejerlerin %67 gibi büyük bir çoğunluğunun oylarını alarak sezonun en büyük MVP adayi olarak gosterildi. Ancak üzerindeki beklentilerin çok olmasının yarattığı baskı ya da yasadığı bazi sakatlıklar sebebiyle mi bilinmez, Durant NBA de su  ana kadar oynanan 20 maçin ardından değil MVP lik bir oyun oynamayi, kendi takimin en iyi oyuncusu olmayi bile henüz basaramadı. Çünkü Oklahoma takımında bir başka oyuncu sezona gerçekten müthiş bir baslangıç yaptı. Bu isim ise kuşkusuz oyununu geçtigimiz senelere gore bir degil birkaç adım öteye taşiyan Russell Westbrook’tan başkasi değil.

NBA deki 3. yılını geçiren Russell Westbrook, Kevin Durant’in çesitli nedenlerle Oklahoma’yi sırtlayamadi u günlerde, takımına inanilmaz katkilarda bulunmakta ve de performansiyla adini NBA in en formda point guardları arasina koymakta. Onun bu sene yakaladigi form durumundan biraz bahsetmek gerekirse; Westbrook şuanda NBA oyuncuları içinde sayı ve asist kategorisinde ilk 7 içinde bulunan tek oyuncu. (24.4 sayi, 8.5 asist) Tabii sezonun daha başlarindayız ama eğer ki O bu performansını  sezon sonuna kadar sürdürebilirse NBA tarihinde 24 sayi, 5 rebound, 8 asist ortalamasini tutturmuş sadece 6. Oyuncu olarak tarihteki yerini alacak. Bu ortalamalari tutturabilmiş diger 5 oyuncuya bakarsak (Oscar Robertson 10kez, Wilt Chamberlain 1967-68, LeBron James 2009-10, Michael Jordan 1988-89 ve Gary Payton 1999-00) Westbrook’un ne kadar buyuk bir is basarmak uzere olduğunu sanirim daha iyi anlayabiliriz.
Tüm bu degerlendirmelerimizi destekler sekilde Westbrook’un geçtigimiz hafta, haftanin oyuncusu secilmesi ve ödülü alırken ortaya koydugu performans ise gerçekten görülmeye değerdi. Oklahoma City’nin Durant olmadan oynadigı bu 4 macta 25.5 sayi, 10 asist, 7.5 rebound ve 3 top çalma ortalamasıyla oynayan Westbrook takımının haftayi 3 galibiyetle kapatmasinda en onemli rolu oynadı. 3 uzatma devresi sonunda biten belki de haftanin en ilgi çeken macinda New Jersey Nets potasına (35 sayi, 15 rebound, 9 asist) sadece uzatma periyodunda toplam 21 sayı bırakarak (12si son uzatmada) franchise rekoru kırdı ve Oklahoma City tarihine adıni altın harflerle yazdırdı. Bunun yanında gectigimiz Pazar gunu itibariyle, NBA de oyuncularin bir maça tüm yönleriyle yaptıklari katkiların hesaplandığı bir istatistikte ise; Paul Gasol ve Chris Paul’un ardindan takimina en yararli 3. Oyuncu seçildi.
Anlaşilan 2010 Dunya Basketbol Sampiyonasi’nda Chauncey Billups ile beraber geçirdigi süre ve oyun sistemi, karar verme ve oyunu yönlendirme yeteneği konusunda ondan aldiği tavsiyeler Westbrook’un basketbol zekasinda ve oyun stilinde gözle görülür ilerlemelere yol açti. Tüm bunların ötesinde Sampiyonadaki formu ve aldigi basari, dünyanin en iyi oyuncularından biri olduğunun farkına varmasını sağladi diye düşünüyorum. Westbrook’un gelişim sürecinde calışkanlığı ve kendini geliştirmeye hala aç bir oyuncu olmasının da büyük bir etkisi var tabii. Zaten Oklahoma genel menejeri Sam Presti’de draft sonrasi onu takima katmalarinin asıl sebebi olarak bunu belirtmişti. Thunder coachu Scott Brooks ise Westbrook’un oyununda hala üzerine yeni konulacak birçok sey olduğunu belirtirken onun patlayıcı ve az görülür atletik özelliklerinin ise sürekli üst duzeyde olmasından duyduğu memnuniyeti her firsatta dile getirmekte.

Henüz kasım ayi itibariyle 22 yaşina basmış bir oyuncu icin NBA macerasında şüphesiz daha öğrenilecek çok sey var. Ama Kevin Durant’in gecen seneki performansindan cok uzakta oldugu bu periyotta Westbrook’un aldığı sorumluluk, özgüven ve agresifliğindeki artis Oklahoma City’in bence tam istedigi seydi. Durant’in saglam bir sekilde rotasyondaki yerini tekrar almasinin ardindan takim icinde ona o sayi ve sorumluluk anlaminda müthiş bir partner olacağını da ciddi bir şekilde ortaya koydu.

Bazıları için Oklahoma’nin bu sene NBA’ye baslangıcı  pek de beklenildiği düzeyde olmayabilir. Bunda şüphesiz Durant’in form durumu en onemli faktor olacaktir. Tahminimce Durant, Westbrook ve arkadaşları normal sezonu Batı  Konferansinda ilk 3 içinde tamamlayacak potansiyele fazlasıyla sahipler. Ancak unutulmamasi gereken birşey varki bu takim gectigimiz sene playofflarda Lakers’i, final serisinde Boston’un zorladigindan daha fazla zorlamişti. Saglikli bir Durant ve Westbrook’un bu performansiyla Oklahoma NBA in en tehlikeli takimlarından biri olmasını bekliyorum.
Bunun en büyük sebebi ise şu an itibariyle takımda bir değil iki MVP adayina sahip olmaları..

UMUT YILMAZOK
(umutyilmazok@gmail.com)