İSTANBUL TOFAŞ VE O ÇOCUK – ALİ EMRE DEDEOĞLU

Ali Emre Dedeoğlu

Geçtiğimiz haftalarda Bursa Tofaş kulübünden bir açıklama geldi. “ İstanbul Tofaş kulübü ile organik bağımız” yoktur manasında. İstanbul Tofaş’tan da uzun zaman sonra karşı cevap geldi. Biraz geç kalınmadımı dedim maili okuduğumda ama resmi cevaptır görevimiz yayınlamaktır.

Adı Tofaş ama bağı yok diyor Bursa’dakiler. İstanbul’dakilerde “ Bağımız vardı ama baskılar yüzünden artık ayrıyız” diye cevap veriyorlar. Öncelikli soru bu baskılar ne dir? Ne yönde baskı yapılmıştır? Bu kadar yıldır devam eden ortaklıkta ne olduda ayrılıklar oldu? Sorun spor okullarından gelen paranın paylaşımı mı? Yoksa başka bir şey mi? Bunların cevaplarını çok merak ediyorum.

TAÇ SPOR - İSTANBUL TOFAŞ - İSTANBUL KADIKÖY

Size bir kısa bir tarihçe yazıyım bu kulüple ilgili arasına da bir olayı sokuşturayım.

2000 Yılı, Tofaş ile Taç Spor pilot takım anlaşması yapıyor. Tofaş şampiyonluklara ambargo koyuyor David Rivers ile Rashard Griffith ile gençlerin gözdesi bir kulüp haline geliyor. İstanbul’un potansiyelini de bu durumda değerlendirmek gerekiyor tabi. İstanbul’da Tofaş spor okulları kurulumu bu doğrultuda başlıyor. Taç Spor’un A takımı Tofaş’ın 1981-82 jenerasyonu oyuncularından kuruluyor ve pilot takım haline geliyor. Yine altyapı takımlarıda maçlara Taç Spor ismi ile, Tofaş formalarını giyerek sahaya çıkıyor. Antrenör olarak da şu an MVP Spor Okullarının başında bulunan isimlerden Ercüment Ülker ve Semih Toplan Genç, Yıldız, Küçük takımı iki kişi olarak yoğun bir şekilde idare etmeye çalışıyorlar. Genç takım o zamanki statü ile İstanbul’da ikinci ligden, birinci lige çıkıyor ve büyük başarı yakalıyor. Yıldız takım ise grubunu üçüncü sırada tamamlayarak son anda üst lig şansını kaybediyor. Küçükler ise biraz tecrübesizlik ve fiziksel dezavantaj kurbanı oluyor. Kısacası ilk sezonuna oranla iyi bir yıl geçiyor takımlar için. Ataşehir Lisesi’nin kışın dondurucu soğunda antrenman yapan, ulaşım zorluğu çeken oyuncular bu zorluklara rağmen başarılı bir yıl geçiriyor.

Ertesi sezon da aynı zorluklar, şartlar var ama yinede bu kez Yıldız takım üst gruba çıkma hakkı kazanıyor ama üst gruptaki güçlü rakiplere direnemiyor. Sezon sonunda Taç Spor ile ayrılık ve İstanbul Tofaş olarak yola devam kararı. Bir yandan da ne olur ne olmaz Tofaş bizi bırakırsa diye tedbir olarak eskilerin bildiği Kadıköyspor efsanesini hatırlatan İstanbul Kadıköy Spor Kulübü kuruluyor.

Hem İstanbul Tofaş, hem de İstanbul Kadıköy ismiyle takımlar sahaya çıkıyor, genç cocuklar basketbol oynuyor. 2.yılın sonunda Ataşehir Lisesi’nden çıkılıyor ve Bostancı’daki PTT Tesislerinin Spor Salonu kullanılmaya başlanıyor daha modern bir ortama kavuşuluyor.

Bu arada 2007 yılında Ankara’da yapılan Yıldız Erkekler Türkiye Şampiyonası’na da İstanbul Kadıköy olarak katılma hakkı kazanıyorlar ve kulübün en büyük başarısı geliyor. Şampiyona’da da Cihansever Yeşildağa yönetimindeki ekip 1.tur gruplarından çıkarak çeyrek final oynayarak daha büyük başarı ve alkış alıyorlar

O ÇOCUK

Gelelim fasulyenin faydalarına. Tofaş ismi güzel, spor okulları gelirleri şahane, altyapı takımlarının kazandığı başarılar belli kıvamda ama gelin görünki İstanbul Tofaş’ta oynayan oyuncu ve velilerin hiç biri memnun değil. Bazen altyapibasket.com’a da mail atanlar oluyor, efendim bonservisimizi alamıyoruz, bazı şeyler için ekstra para isteniyor vs... ispatı olmayan durumlar çoğu bir yorum yapamayız.

Ama bonservis konusunda yapabilirim sanırım. 2001 senesinde oyunculardan biri kulüpten ayrılmak istiyor ve bonservisini almak için kulübe başvuruyor. Oyuncu önce dönemin Genç takım antrenörü, şu an Banvit A takım yardımcılığı yapan Yakup Sekizkök’e gidiyor ve ne yapması gerektiğini soruyor. Yakup Sekizkök’de biraz yeni gelmesinin dezavantajı ile birazda iyi niyeti ile kulübün başkanı Altimur Tülmen’e gitmesini söylüyor. Fakat Yakup Sekizkök bir detayı atlıyor. Arkasında benchte oturan Kulüp menajeri Coşkun Gülferi’ye durumu söylemeyi unutuyor. Bunu anlayan Coşkun Gülferi’de, Yakup Sekizkök’e neden kendisine yönlendirmediğini soruyor ve genç antrenörden “Sende Altimur ağabeye yönlendirmeyecekmiydin” diye cevap alıyor. Tabi buna sinirlenen Coşkun Gülferi’de cevabı veriyor “ Sana inat bu çocuğun bonservisini vermeyeceğim” diyor.

Çocuk daha sonra Yakup Sekizkök’ten telefon alıyor ve Coşkun Gülferi’ye gitmesi gerektiği şeklinde yönlendiriliyor. Çocuğun annesi, veli olarak Coşkun Gülferi’yi, Bostancı’daki ofisinde ziyaret ediyor ve kendisinden şartları öğrenmek istiyor. Kulüp Menajeri Coşkun Gülferi’de prosedürleri saydıktan sonra yine usülen ( Vereceğinden değil) bonservis parası olarak dönemin hitabı ile 300 Milyon Türk Lirası istiyor. Hanımefendi de hemen teklifi kabul ediyor ancak Coşkun bey biraz şaşıracak olacakki oyalama taktiğine giriyor ve ertesi gün olabilecek bir işlemi 1 hafta bekleticeğim sizi diyerek görüşmeyi bitiriyor. Malum yönetim kurulu toplantısı yapılacak, başkan imzayı atacak ve bonservis verilecek. 1 Hafta oluyor, 2 Hafta. 2 hafta oluyor 1 ay ama bonservis elde yok.

Anne hanımefendi, Altimur Tülmen’i arıyor. “ Ne dir durum ne zaman alacağız bonservisi? “ diye. Bu seferde yeni prosedür ekleniyor ve cevap geliyor. “Efe abi imzalayacak ondan sonra”. Haydaaa bu nerden çıktı. İsimler Tofaş ya (Halbuki bonservis Taç Spor’da) Efe Aydan başkan olarak onay verecek imza atacak.

Peki ona da eyvallah ama ne zaman imza atılacak. “ Bir, iki güne atar”. Bir iki gün, günlerce gelmiyor bu arada çocuğun gitmek istediği takım ligden eleniyor. Çocuk mecburen geri dönmek zorunda kalıyor bari orada oynayayım sezonu oynamadan geçireyim diye. Lisan çıkması lazım o da çıkmıyor bu sefer Taç Spor’da sezonu tamamlıyor. Çocuk basketbol oynayamadan bir yılı çöpe atıyor sadece antrenman yapmak durumunda kalıyor. İşin kötüsü o çocuk baktı ümit yok, genç takım yaşını oynayamadan basketbolu bırakmak zorunda kalıyor ve basketbolcu olamayacak olsa bile basketboldan soğutuluyor bu tür olaylar nedeniyle. Bir bonservis olayı nasılda birilerinin oyuncağı haline geliyor dimi daha buna benzer neler varda kimse söyleyemiyor. Söylemek istemiyor, bir daha bulaşmak istemiyor çünkü.

Peki o çocuk ne yapıyor şu an diye sorarsanız ben size söyleyeyim. Çocuk basketbolu bıraktı gitti, Türkiye’nin ilk altyapı basketbol sitesi olan ve Bursa Tofaş kulübüne “Üstümüzde baskı yapıldı” diye cevap yazısı yolladığı altyapibasket.com’un kuruluşunda bulundu. Fanatik Basket gazetesinde 2 yıl boyunca altyapı sayfalarını hazırladı, Türkiye’nin Basketbol Dergisi sloganı ile yola çıkan 6.Adam dergisinin Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı, Turkbasket.com’da köşe yazarlığı yaptı hala da yapıyor, Türkiye’nin ulusal kanallarından biri olan Haber Türk Televizyonunda Spor Haberlerini sunuyor ve basketbol haberleri yapıyor. Kısacası basketboldan kopmak yerine daha da çok ona sarılıyor. Nerden mi biliyorum...ÇÜNKÜ O ÇOCUK BENDİM DE ONDAN

Devamı gelecek......