40 yılını basketbola adamış, 1996 yılından beri altyapılarda antrenörlük yapan TBF Eğitim Kurulu Üyesi Hurşit Baytok Türkiye’deki basketbol potansiyelini değerlendirerek altyapılardaki tecrübesini paylaştı.
1996 yılında Yıldız Milli Takım Antrenörü olarak kariyerine başlayan ve 1983 jenarasyonu ile 2.5 yıl birlikte çalışan Hurşit Baytok, bu dönemde Avrupa üçüncüsü olarak önemli bir başarıya da imza attı. Uzun bir süre Fenerbahçe altyapısında görev alan Baytok, Banvit altyapısında da bir süre çalıştıktan sonra “yuvam” diye nitelendirdiği Beşiktaş’a geri döndü.
Gençlerle birlikte olmanın, onlara bir şeyler öğretmenin kendisini çok mutlu ettiğini ifade eden tecrübeli antrenör, “Onların enerjileri beni de etkiliyor. Bu geçirdiğim süre zarfında hayatı, onların gözünden görmeyi öğrenebildim. Zaten antrenörlükte teknik-taktik kısımdan çok psikolojik kısmın daha önemli olduğuna inananlardanım. Özellikle de altyapılarda. Bu yaştaki çocuklara bir arada yaşamak, paylaşmayı, sevinci, üzüntüyü, iyiyi, kötüyü, doğruyu ve yanlışı öğretmek işin en zevkli kısmı” dedi.
“ALTYAPI SEVİYESİ İLE ÇALIŞMAK HEM ZOR HEM KOLAY”
Altyapı seviyesindeki sporcularla çalışmanın hem kolay hem de zor yanları olduğunu ifade eden Baytok, “Bu yaş grubundaki sporcularla birlikte çalışmak bir anlamda zor, bir diğer anlamda ise kolay. Kolay; çünkü onlar için bir baba gibisiniz. Büyüksünüz ve güçlüsünüz. Bizim eğitim tarzımızda, her ne kadar ben bunun karşısında olsam da, büyük ve güçlü olmak, saygı duyulmanın gerekçesi sayılıyor. Ben ise, benim onları düşündüğümü, onlar için bir şeyler yaptığımı ve onlar için çaba sarf ettiğimi görerek bana saygı duymalarını istiyorum. Benden korkarak bana saygı duymasınlar. Ben, bu seviyedeki sporcularla konuşurken, onlarla arkadaş gibi oluyorum. Onların göz hizasına iniyorum. Bu çocukların, yaşları nedeniyle farklı değer yargıları var ve hayata farklı bakıyorlar. Ben de bu anlamda onlarla farklı konuşuyorum. Kısaca, altyapı seviyesindeki sporcularla bir arada olmak bana daha kolay geliyor. Tüm bunlar bu işin kolay tarafları. Zorluklarına gelince; tam ergenlik dönemine yaklaşmış, yada bu dönemin içinde olan çocuklarla bir arada oluyorsunuz. Bu anlamda da biraz da pedagojik formasyonum olsun isterdim. Bu konuda da çaba sarf ediyorum ama böyle bir eğitim almış olmayı isterdim. Bu da işin zor tarafı. Burada çok dikkatli olmak gerekiyor. Senin anlatmak istediğin şeyi, bu yaş grubundaki çocuklar kendi dünyalarında farklı bir şekilde yorumlayabiliyor. Bunu görebilip, buna göre konuşabilmek lazım. Olayın basketbol tarafına bakarsak, bu yaş grubundaki sporculardan verim alabilmek çok daha kolay. Çünkü biliyorsunuz “Ağaç Yaşken Eğilir”. Bu çocukları kötü alışkanlıklar edinmeden yakalayabildiysen, o insanı istediğin gibi şekle sokabiliyorsun. Fundemental ve temel bilgileri bu çocuklara çok daha iyi verebiliyorsunuz. Zaten bu temel bilgileri aldıktan sonra gerisi çok daha kolay. Kısaca temel sağlam olduktan sonra problem yaşamazsınız” şeklinde konuştu.
“TÜRKİYE’DE MUAZZAM BİR POTANSİYEL VAR”
Baytok, basketbol anlamında Türkiye’de çok büyük bir potansiyelin olduğunun da altını çizdi. Baytok sözlerini şöyle sürdürdü; “Türkiye’de altyapı anlamanda muazzam bir potansiyel var. A Takım’da oynamaya başladığım 1970 senesinden beri, “Efeler gitti arkasından gelen yok. Kemal ağabeyler bıraktı, arkasından gelen yok” diye sürekli konuşulur. Ancak her sene gidenlerin arkasından birileri çıktı. Bir şey olmadı, olmaz da, çünkü Türkiye’de çok ciddi bir potansiyel var. Elbette Milli Takımlar da bu potansiyelin içerisinden seçilen, en iyi çocukların oluşturduğu bir takım. Zaten uzun süredir, genel anlamda altyapı milli takımlarında ciddi bir başarıya sahibiz. Artık antrenörlerimiz de olaya nasıl bakacağını, nasıl bir çalışma programı uygularsa daha iyi bir netice alacaklarını ve çocukları nasıl daha yukarı taşıyabileceklerini gayet iyi öğrendiler. Bu seviyede görev yapan antrenörlerimiz de çok kaliteli ki, bu da çok önemli. Bu anlamda, ben Türkiye’de basketbolun geleceğini çok parlak ve iyi görüyorum. Bana kalırsa tek problem, altyapı antrenörlerinin eğitimindeki sıkıntılar. Bu konuyu Eğitim Kurulu’nda da gündeme getiriyoruz. Ben gittiğim tüm seminerlerde bunu vurguluyorum. Bana kalırsa, eğiticilerin eğitimine biraz daha önem vermemiz gerekiyor. Türkiye’deki bu ciddi basketbol potansiyeli, doğal olarak milli takımlara da yansıyor. Ben iyi işler yapılacağından çok ümitliyim” dedi.
“ALTYAPI PROJELERİ ÇOK ÖNEMLİ”
Türkiye Basketbol Federasyonu Milli Takımlar Ofisi tarafından geçtiğimiz sene uygulamaya koyulan ve tüm Türkiye’nin taranarak Yıldız B Milli Takımı’na oyuncu seçilmesinin çok önemli bir proje olduğunun da altını çizen Baytok, “Tüm Türkiye çapında yapılan Yıldız B Milli Takım taramaları bence çok önemli bir uygulama. Çünkü, ne kadar kısa sürede, ne kadar çok çocuğu bu sistemin içine dahil edebilirseniz, o kadar iyi. Bu çocuklara ne kadar çok uluslararası maç oynatabilirsek o kadar iyi. Hedefimiz, enternasyonel düzeyde oyuncu yetiştirmek olmalı. Aynı şeyi kulüpler de düşünmeli. İşte bunun da ilk adımı Yıldız B Milli Takım. Bu anlamda da çok iyi bir projenin gerçekleştirildiğini söyleyebilirim” diye konuştu.
“MİLLİ TAKIM HEPİMİZİN”
A Milli Takım ile ilgili görüşlerini de dile getiren Baytok, zaman zaman yapılan eleştirilerin yapıcı değil yıkıcı olduğunu ifade etti. Milli Takım’ın hepimizin Milli Takım’ı olduğunu söyleyen Baytok, “Yıllardır aynı şey konuşuluyor. Biz neyi paylaştığımızın ve neyi temsil ettiğimizin farkında olursak, o zaman işler çok daha iyi olacak. Birilerinin nezrinde Milli Takım’ı yıpratmanın yada yıpratmaya çalışmanın da kimseye faydası yok. İnsanların bu hesapları bir kenara bırakmaları gerektiğini düşünüyorum. Herkesin bu takıma destek olması gerekir. Şu an takımın başında Tanjevic var. Bu anlamda bir karar alınmış. İnsanlara düşen bunu desteklemek. Ama maalesef kösteklemek anlamında çok çalışanlar da var. Tanjevic’in kariyeri ortada. Geçmişte elde ettiği önemli başarılar var. Tüm bunların yanı sıra, özelikle benim çok hoşuma giden ve beğendiğim bir yönü de gençlere sürekli şans vermesi. Elbette tenkit ve eleştiriler olacak ama yapılan yerli yersiz tenkitlerin de kimseye faydası olmadığını düşünüyorum. Yapılan eleştirilerin de daha yapıcı olması gerektiğine inanıyorum. Belki çok klasik olacak ama gerçekten yapıcı eleştirilere ihtiyacımız var. Bu çok kötü, olmuyor demek çözüm değil. Kötüyse nasıl düzeltilebileceği ortaya konulmalı. Sadece kötü demeyle eleştiri yapılmaz. Beğenmediğimiz şeyin yerine, ikame olabilecek şeyi de söylememiz gerekiyor. Bu anlamda problem yaşadığımızı düşünüyorum. Yani sadece tenkit etmek için tenkit etmeyelim. Sonuçta A Milli Takım bizim takımımız ve buna göre davranmalıyız” dedi.
“ÇOK İYİ BİR LİG YAŞADIK”
Beko Basketbol Ligi’ni geçtiğimiz sezon ciddi anlamda takip ettiğini ifade eden Baytok, çok zevkli bir sezon yaşadığımızı söyledi. Baytok, “Geçtiğimiz sezon liglerimizi, özellikle de Beko Basketbol Ligi’ni ciddi anlamda izledim. Muazzam bir lig yaşadığımızı söyleyebilirim. Lig zaman zaman yukarıdakiler-aşağıdakiler gibi gözüktü ama hiç böyle bir şey yok. Biliyorsunuz bir sürü sürpriz netice alındı ki, bunlar da peş peşe geldiği için sürpriz olmaktan da çıktı. Bir Kepez Belediye, bir Antalya Büyükşehir Belediye, büyük takımlara kök söktürdü. Orhun Ene olsun, Yücel Platin olsun, bu antrenörler ve takımları ligi çok zevkli ve çekişmeli bir hale getirdi. Kısaca başladığı günden, bittiği güne kadar heyecanı bitmeyen bir lig oldu diyebilirim. Bayanları çok fazla takip edebildiğimi söyleyemem ama orada da çok ciddi bir rekabet ve çekişme vardı. Ligin kalitesinin git gide arttığını fark ediyorum” diye konuştu.
“EĞİTİM KURULU OLARAK CİDDİ PROGRAMLAR GERÇEKLEŞTİRİYORUZ”
Türkiye Basketbol Federasyonu Eğitim Kurulu üyeliği de yapan Hurşit Baytok, kurul olarak çok ciddi eğitimler ve seminerler gerçekleştirdiklerini de ifade ederek, “Eğitim ve kültür gerçekten çok önemli. Yazılı olmayan etik kurallar var ve bunların da gelişimi bence çok önemli. Oyuncu yada sporcu olmanın ötesinde düzgün bir insan, düzgün bir vatandaş olmayı da becerebilmek lazım. Biz, Eğitim Kurulu’nda sene içinde ciddi programlar gerçekleştiriyoruz. İlk defa antrenör olmak isteyen adaylara 12 seminer veriyoruz. Bunun dışında gelişim seminerleri düzenliyoruz. Her kategori için ayrı genel anlamda ayrı seminerlerimiz yıl boyunca sürüyor. Örneğin, birkaç ay evvel Uşak’ta bir seminer düzenledik ve buna her kategoriden antrenörler katılabildi. Özellikle gelişim seminerlerine büyük bir katılım oluyor. İnsanlar, bizim bu işe ciddi bakabildiğimizi anladılar. Bu antrenörler, seminerlere gelip hiçbir şey elde edemeden giderse, bir daha gelmez. En fazla lisansını vize ettirmeye gelir. Bu amaçla gelen de var ama, bir çoğu seminerlerimize bir şey öğrenmeye geliyor ve dolu dolu bir eğitim alıyor. Bütün bu seminerler, ister ulusal isterse de basketbol federasyonun da yoğun çabaları ve ilişkileri ile uluslararası olsun hep aynı kalitede ve ciddiyet içinde düzenleniyor. Uluslararası seminerler de çok verimli ve yoğun geçiyor. Özellikle son 2 senedir çok güzel geçtiğini söyleyebilirim. Bu sene katılımcı sayısı olarak 900’ü geçtik ve bu Avrupa’da bile çok ciddi bir rakam. Bu tarz seminerlere devam edeceğiz. Ben bu seminerlerde daha çok “E” kategorisini tercih ediyorum. Yani ilk kez antrenör olacak adaylara verilen seminerleri. Çünkü işin temelinin orada yattığını düşünüyorum. Yeni gelecek antrenörler orada. Ben kendime böyle bir misyon edindim” dedi.
“BİLGİ VE BİRİKİMLERİMİ PAYLAŞTIM”
Baytok, 40 yıllık basketbol geçmişini, üzerinde yaklaşık 2 yıldır çalıştığı “Kombine Savunmalar” adlı kitabında bir araya getirdi. Bu kitabı antrenörler için hazırladığını belirten tecrübeli antrenör, “2 seneden uzun bir zamandır, böyle bir kitap yazmayı düşünüyordum. Daha önce de çalışmalarım olmuştu ancak satışa sunmadığım için çok göz önüne çıkmadı. İsteyenlere kendim yolluyordum. Daha sonra Bilfen Koleji’nden bir antrenör arkadaşım ile birlikte böyle bir yola çıktık. Kendisi kombine savunmalar ile ilgili bir derleme yapmış. Bunu düzenleyerek senin adına çıkaralım dedi. Ben de bu konuya eğildim. Derlemeleri incelediğimde geniş kaynaklardan yararlanıldığını ancak zaman zaman anlatımla şekiller arasında kopukluklar olduğunu gördüm. İçerik açısından çok fazla yanlış değildi ama genel anlamda baktığımızda da çok fazla açıklayıcı değildi. Yaklaşık 1 sene boyunca çalıştık ve bu 32 sayfalık “Kombine Savunmalar” kitabını ortaya çıkardık. Fakat ben bu kitabı yaparken, insanların kombine savunmaları yapabilmeleri için bunun altında bir takım şeyleri bilmeleri gerektiğini düşündüm. İşin temelini bilmek zorundalar. Bu yüzden de “Bireysel Savunma Teknikleri” diye ayrı bir DVD hazırladım. Bu bahsettiğim DVD, bence kitabın tamamlayıcısı. Bu DVD’de izah edilen şeyleri bilmiyorsanız ki bunlar savunmanın temelidir; yani savunma duruşunu bilmiyorsanız, savunma kaymasını bilmiyorsanız, kombine savunma da yapamazsınız. Bırakın kombine savunmayı, hiçbir savunma yapamazsınız. Bu ikisi için bayağı bir emek sarf ettik. Uzun ancak keyifli bir çalışma dönemi geçirdik diyebilirim. Bu kitap tamamen bir düşüncenin ürünüdür. Herhangi bir yerden alıntı falan değildir. Bu tamamen, benim 40 seneyi aşan basketbol yaşantımın içinde edindiğim bilgiler, tecrübeler ve birikimlerdir. Bu kitabı elbette satmak amacıyla yapıyorum. Kitabı almak isteyenler hursit@hursitbaytok.com’a mail atabilirler. Kendileri bana ulaştıklarında kitabı yolluyorum. Piyasada satmak gibi bir düşüncem yok. Ben antrenörlere yönelik bir iş yapmak istediğim için kitabı raflara çıkartmak istemedim. Kaliteli bir kitap ortaya çıkartmak istedim. Biraz maliyeti fazla oldu ama sponsorlarımız sayesinde bunun da üstesinden geldik. İçeriğinin doğru ve doyurucu olması benim için çok önemliydi ve bunu da başarabildiğimi düşünüyorum” dedi.
“2010 ÇOK İYİ DEĞERLENDİRİLMELİ”
Hurşit Baytok, son olarak 2010 yılında ülkemizde yapılacak olan Dünya Basketbol Şampiyonası’na da değindi. Baytok, her anlamda çok önemli bir organizasyona ev sahipliği yapacağımızı ifade ederek, “2010 muazzam bir organizasyon. Getirisinin hesabını kitabını yapmak kolay değil. Binlerce basın mensubu, milyonlarca belki de milyarlarca izleyici Türkiye’den yapılan naklen yayınları seyredecek. Türkiye açısından, firmalar açısından ciddi bir tanıtım fırsatı olacak. Bunu iyi değerlendirmemiz lazım. Sadece Türkiye Basketbol Federasyonu’nun tek başına yapacağı bir şey değil, bu ülkenin idaresinde olan kişilerin de ciddi destek vermesi gereken bir organizasyon. 2010’un önemini anlayabilmek lazım. Basketbol elit sporlar içinde geçiyor ve Türkiye’nin de tanıtımını yapabilmesi adına bu elit sporlara çok daha fazla yatırım yapması gerektiğini düşünüyorum. Bu tanıtımlarda maalesef hep ön plana futbol çıksa da yalnız futbol bizi bir yere getirmez. Örneğin golfte uluslararası başarılar olması lazım, teniste uluslararası başarılar olması lazım. İşte 2010’da da elimize böyle bir fırsat geçiyor ve bunu hep birlikte çok iyi bir şekilde değerlendirmemiz gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.

11 Ekim 2008
"GENÇLERİN ENERJİSİ BENİ MUTLU EDİYOR" hakkında 1 yorum var.
öncelikle basket ligi olarak sitenizin basketbol için yaptığı çalışmaları beğeniyle ve ilgiyle takip ediyorum.hurşit abinin sölediklerine inanıyorum.özellikle altyapıda oyuncu ve antrenör gelişimi çok önemli.çünkü başarının anahtarı ve kalıcılığı bunda saklı.ülkemizde bu sorun çok bariz ortada.ne yazıkki basketbolda altyapı başarıları olarak çok yol kat etsekde.bence eğitim anlamında geri olduğumuz gerçek.eğitim olrak İlerlemeK icin tesisleserek,alanında iyi eğiticiler ve sadece bu iş için mesai harcayan arkadaşlarımız ve abilerimizce olur.
Yorum Yap!