EĞRİSİYLE DOĞRUSUYLA SON 4 TAKIM

TB2L final grubu maçları tamamlandı. Bütün bir sezonun emeklerinin alındığı 6 günlük serüven sonunda Tofaş ve Bornova Belediyesi sevinirken, yılların İstanbul Teknik Üniversitesi ve Ülker-Alpella kökenli Trabzonspor üzüldüler. Açıkça belirtmem gerekirse, hak edenin kazandığı fikrine sahibim. Peki neydi bu dört takımın artısı ve eksisi.
1. ligde defalarca şampiyonluk yaşamış, bu şampiyonluklarını Cumhurbaşkanlığı kupası, Türkiye kupası ve Koraç kupası finali ile taçlandırmış olan Tofaş’ın şampiyonluğa uzanışı esnasında, koç Nihat İZİÇ’in elindeki takımın yapısı ile uyumu gözlerden kaçmadı. Oldukça genç bir kadroya sahip olan Tofaş takımı, gençlerle oynamaya alışkın Nihat İZİÇ yönetiminde çok büyük bir mücadele gösterdi. Özellikle Antalya ayağında yaptıkları savunma, hücum düzenleri ve sakin görüntüleri onları bu ligin en güçlü takımları arasında zirveye taşıdı. Bu başarıda İlkan KARAMAN’ın katkısını ve yeteneğini özellikle ayrı tutmak istiyorum. Çünkü küçük takımdan beri önce Efes Pilsen’de, ardından İTÜ’de ve şimdi de Tofaş’ta yakından takip etmeye çalıştığım bu oyuncu, aynı şekilde çalışmaya devam eder ve eksiklerini giderirse hem milli takımımızın, hem de NBA’in değişmez oyuncuları arasında yer alacaktır.
Bornova Belediyesi geçen yıl Ajlan KAVASOĞLU yönetiminde bölgesel ligde son derece başarılı olarak TB2L’ye yükselmişti. Bu sene ise aynı başarıyı TB2L’de tekrarladılar ve Tofaş’ın ardından ikinci sıraya yerleşerek Beko basketbol ligine yükselmeyi başardılar. Bütün basketbol otoriteleri bu takım için “Sürpriz” tanımlamasını kullansa da bana pek sürpriz olmadı. Çünkü bu ligin diğer başarılı takımlarından Trabzonspor ve Gelişim Kolejinin bulunduğu grupta liderliği son anda kaybeden takımın sezon içindeki uyumu ve bu uyumun getirdiği başarı hiç de azımsanacak düzeyde değildi. Yabancı oyuncu katkısı anlamında en başarılı birkaç takımdan biri olan Bornova, iki yönden çok avantajlı idi. Birincisi yılların deneyimi Ajlan KAVASOĞLU’nun başarılı organizasyonu, ikincisi ise genç ve başarıya aç oyuncuların isteği ve mücadeleleri.
Sezon başında gerek teknik kadrosu, gerek Ülker-Alpella geleneğinden gelen organizasyon yapısı ve gerekse de oyuncu kadrosu itibariyle benim Toafş’la birlikte favorim olan Trabzonspor, önce Ufuk YANAR’ı, ardından da Beykoz serisinde Umut TINAY’ı kaybedince işini epey zora soktu. Sene başından beri gelen yabancılarının sakatlıklarını da göz önüne alırsak, çok fazla sayıda önemli oyuncu kaybederek takım düzeninde sorunlar yaşadı. Milli takım deneyimi çok yüksek olan ve takımda uzun süreler alan gençlerden Ogün SEVİNÇ’in katkılarına, Can ÖZCAN ve Volkan İNCEKARA katılamayınca Trabzonsporun üzülmesi son derece doğal oldu. Özellikle Umut’un yokluğunda Volkan’ın maçlara motive olamaması onun adına beni son derece üzdü. Çünkü Volkan’da benim zevkle seyrettiğim oyuncular arasında yer almakta. Trabzonspor’a tavsiyem öncelikle iyi bir kondisyoner bulmaları gerek. Çünkü iyi bir kondisyonerin çalıştığı takımda bu kadar sakatlık yaşanmaz.
Birinci lige yükselmesini gönülden arzu ettiğim, taraf olduğum ve beni ben yapan İTÜ’ye gelince, sanırım sözün bittiği yerde olduğumu belirtmeliyim. Duygusallığımı affedin ama, bu kulübe yıllarca maddi manevi her türlü desteği veren Kemal ERDENAY, çok sevdiği ve iyi bir pozisyonda olduğu Galatasaray’ı bile bırakma pahasına kendisini yetiştiren ocağa hizmet uğruna koşarak göreve gelen Recep ŞEN, yaşına rağmen büyük bir özveri göstererek yuvasını birinci lige taşımak isteyen Harun ERDENAY, böyle bir basketbol ekolünü ait olduğu yere taşımak uğruna muhteşem kariyerini bile arkasında bırakarak büyük bir hırs ile inanılmaz bir mücadele sergileyen İbrahim KUTLUAY, İTÜ’nün birinci lige yükselememesinde en çok üzüldüğüm isimler oldular. Yanlış anlaşılmaya mahal vermemek için belirtmek isterim ki, İTÜ’nün birinci lige dönmesi için maddi manevi her türlü fedakarlığı yapan perde arkası isimlerini burada saymamış olmam, onları unuttuğum anlamına gelmesin. Bu takıma emek veren herkesi gönülden kutlarım, aslında sonuna kadar hak ettikleri başarı son 3 maçta ellerinden kaçtı. Taraftarının tamamının üniversite öğrencisi ve eski basketbolcular olmasından kaynaklanan kalitesi, altyapısıyla ülke basketboluna kazandırdıkları, tesisleri, basketbol ekolü ve başarılarla dolu geçmişi ile İTÜ birinci ligi ne kadar hak ettiyse, özellikle Antalya ayağındaki neticeye gidemeyen grafiği ile de o kadar hak etmedi aslında. Bu neticede oyuncularının yaşlarından kaynaklanan fiziksel yorgunlukları çok etkili oldu.
Ancak bir basketbol sever olarak federasyondan beklentimi belirtmeden geçemeyeceğim. Yıllardır tüm basketbol ailesinin tartıştığı birinci ligdeki takım sayısının arttırılması için en güzel fırsattır bu turnuva. Arttırılmaması için alınan her kararın arkasında yeterli sayıda kaliteli Türk oyuncu olmaması yatıyordu. Ben bu turnuvada her yönüyle birinci lige hazır ve hak eden dört takım ve en az 30 oyuncu gördüm. Şimdi federasyona düşen görev oturup düşünmek ve karar alıp bu dört takımı da birinci lige taşımak olmalıdır. Özellikle Trabzonspor’un milli takım oynayan gençleri ve İTÜ’nün ekolü ile basketbolumuza yeni yetenekleri yetiştirebilecek olma potansiyeli bu kararı almada en geçerli sebep olacaktır. Umarım sesimize kulak verirler.
08 Mayıs 2009
Murat POLAT
Türkçe Basketbol Eğitim Veri Bankası Editörü
mpolat@basketbolegitim.net
http://www.basketbolegitim.net






