CAN KORKMAZ’DAN TIME-OUT

ckt

Eğitim ve basketbol hayatını Amerika’da Deniz Kılıçlı ile aynı okulda sürdüren Can Korkmaz, Pertevniyal genç takımıyla Türkiye Şampiyonası’na destek vermek için 2 aylık bir mola ile Türkiye’ye döndü. Can Korkmaz bu süre zarfında Amerika’daki eğitimini buradan da devam ettirebilecek.

Ayağının tozu ile konuştuğumuz Can buraya kesin dönüş yapmış değilim yanlış anlaşılmasın, eğitim hayatımın sonunda kadar Amerika’da kalacağım. Önemli bir aksilik olmazsa, Efes Pilsen’de bana böyle bir teklif gelince bu 2 aylık süre içinde takımıma faydalı olabileceğimi düşündüm. Burada bir hazırlık maçına çıktım, fena değildim ama daha iyi olabilirim şampiyonaya kadar çok şey değişir.

Takım arkadaşlarının dışında en çok özlediği şeyin ailesi ve Efes Pilsen olduğunu söyleyen Can, basketbol olarak Amerika’da geçirdiği 1 sezonun kendisine neler kattığını oranın Türkiye’ye göre avantajları ve dezavantajları neler olduğunu kendi ağzından dinleyelim.

Amerika’nın bana kattığı en önemli şey karakter ve kişisel gelişim oldu. Türkiye’de oynarken bazen antrenörler benimle ilgili bir şey dedi mi kafa sallayıp geçiyordum ve hep kendimin bildiğini doğru sanıyordum. Ama Amerika’ya gelince anladım ki yapmadığın her idmanın koşmadığın her adımın yapmadığın her savunmanın bile önemi varmış. Çünkü artık neyin yanlış neyin doğru olduğunu görmeye başladım, tabii bunda Monti’nin (Deniz Kılıçlı) çok büyük bir payı var.

Dezavantajına gelince; alıştığınız yerden kopmak kolay olmuyor nitekim ben zaten kopamadım o yüzden şimdi geldiğimde herkes eskisinden daha farklı daha da samimi ve içten bana karşı bu yüzden eskisinden daha iyi olabilmek için normalden daha fazla çalışmam gerek. Yani geçirdiğim bir sezonun bana kattığı en önemli artı “olgunlaşmam” oldu ki bu benim için en önemli şeylerden biri.

Can Korkmaz alttan gelen jenerasyon için de birkaç önerisi ve saptaması var: Amerika çok ayrı bir yer herkesin belli bir yeteneği var ama kimse ben yetenekliyim diye çalışmayı bırakmıyor ve herkes bir diğerinden daha iyi olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Gerek maçlarda inisiyatif alıp birbirlerini tutarak gerekse de boş günlerinde salona girip şut atarak vs .Türkiye’de ise belli bir yeteneğin üzerindeysen ve çoğu insanlar senin için iyi diyorsa “ben zaten iyiyim” diyerek gevşeyip çalışmayı bırakabiliyorsun oysa ki tam tersine “ben iyiyim hatta en iyisi olabilirim” diye daha fazla çalışmak lazım. Bunu bana Türkiye’deki her antrenörüm söylerdi daha fazla çalış diye ama bende bir yerden sonra evde dinlenmeyi ya da dışarı çıkmayı vakit geçirmeyi tercih ettim, şimdi anlayabiliyorum ki hayatta iyi bir yere gelmek gerekiyorsa “bunun basketbol olmasına gerek yok” çok çalışman lazım ama bunu kimseye dinletemezsen onların da yaşayarak anlaması gerek. Ben şanslıymışım ki bunu 16 yaşımda anladım.

Evet işte Can Korkmaz’ın söyledikleri bunlar, Can’ı biraz tanıyanlar bilir çok girişken ve konuşkan bir oyuncu değildir. Rahat da iletişim kuramazsınız, burnu yere düşse eğilip almayacak kadar da bazen kibirlidir, salonda ya da maçta yanınızdan geçerken çok zor olasılık bile olsa size merhaba deyip bir selam verse şaşıracağınız yapıda ki bir oyuncu 1 sene içinde nereden nereye gelmiş gördünüz. Aile özlemi dışında Amerika’nın genç oyunculara çok şeyler kattığını da anlayabiliyoruz. Her ne kadar Can sözlerinin sonun da “bunun aslında Amerika ile de bir alakası yok bence her şey insanın kendi içinde bitiyor” dese de Steve Jobs’un (Apple’in ceo su ve iş dünyasının en büyük isimlerinden biri) dediği gibi “ hayatın bazen kafanıza tuğla ile vurması gerekiyor”…

kaynak:istanbulbasket.org