AVRUPA’DA NEDEN YOKUZ ?

Yıllardır takımlarımızın Avrupa’da elde ettikleri başarıların sürekliliğine alışmış bir ulus olarak, bu sezon takımlarımızın son sekiz arasına katılamayarak Avrupa kupalarına erken havlu atmaları hepimizi üzdü. Bu durumun sebepleriyle alakalı olarak aklıma takılan soruların cevaplarını bulabilmek için, hatanın nereden kaynaklandığını araştırma ihtiyacı hissettim ve takımlarımızın oynadıkları maçların istatistiklerine baktım.

Öncelikle takımlarımızın istatistik rakamlarını gerçekçi olarak hesaplamamız gerek. İlk olarak oynadıkları maçlar boyunca kullandıkları 2 ve 3 sayılık atışlar, aldıkları hücum ribauntları ve kaybettikleri topların sayılarını topluyoruz. Bu sayede maç boyunca kullandıkları gerçek top sayısını elde ediyoruz. Bu sayıdan kaçını 2 yada 3 sayılık atış olarak çembere atabildikleri ise bize takımlarımızın top kullanma yüzdesini veriyor. Yani maç sonlarında gördüğünüz saha içi atış yüzdesi sadece çembere atılan topların kaç tanesinde isabet sağlandığını gösteriyor. Asıl keramet ele geçirilen topların kaçının çembere atılabildiği ve bu atılan topların nasıl kullanıldığıdır. Şimdi takımlarımızı bu rakamlar doğrultusunda incelemeye alalım.

Euroleague’deki temsilcilerimizden Fenerbahçe Ülker, Avrupa’da bu sezon oynadığı 15 maçta, toplam 1245 (maç başına 83) top kullanıp, bunların 883 (maç başına 59) tanesini çembere atmış. Bu 883 topun toplam 366 (maç başına 24) tanesini 3 sayılık atış olarak kullanmış. Fenerbahçe’nin bu 15 maçtaki rakipleri ise toplam 1226 (maç başına 81,7) top kullanıp, bunların 889 (maç başına 59) tanesini çembere atmış. Bu 889 topun toplam 297 (maç başına 20) tanesini de 3 sayılık atış olarak kullanmışlar. Yani Avrupa’nın en uzun takımlarından biri olan Fenerbahçe Ülker rakiplerine oranla 69 tane daha fazla 3 sayılık atış kullanmış. Sonuç olarak Fenerbahçe Ülker oynadığı maçlarda (grup maçları dahil) 7 galibiyet, 8 mağlubiyet alarak ilk 8 takımın dışında kaldı. Aslında istatistikler de gösteriyor ki bu kadar iyi uzunlara sahip bir takımın toplam atışlarının %41,4’ünü 3 sayılık atış olarak tercih etmesi normal olmadığı gibi, rakiplerinin toplam atışlarının sadece %33,4’ünü 3 sayılık atış olarak tercih etmesi ve çember altından garanti sayıya daha fazla yönelmesi, böylesi bir sonucu da beraberinde getirmekte.

Euroleague’deki bir diğer temsilcimiz Efes Pilsen’e baktığımızda, Avrupa’da bu sezon oynadığı 10 maçta, toplam 748 (maç başına 49,9) top kullanıp, bunların 532 (maç başına 35) tanesini çembere atmış. Bu 532 topun toplam 219 (maç başına 15) tanesini 3 sayılık atış olarak kullanmış. Efes Pilsen’in bu 10 maçtaki rakipleri ise toplam 836 (maç başına 55,7) top kullanıp, bunların 589 (maç başına 39) tanesini çembere atmış. Bu 589 topun toplam 203 (maç başına 14) tanesini de 3 sayılık atış olarak kullanmışlar. Yani aynı Fenerbahçe Ülker gibi Efes Pilsen’de umudunu 3 sayılık atışlara bağlamış ve kaybetmiş. Rakipleri toplam atışlarının %34,5’ini 3 sayılık olarak kullanırken, Efes Pilsen %41,2’sinde 3 sayılık tercih etmiş. Bu durum onların ilk 16 takım arasına katılma şanslarını da ellerinden almış oldu.

Aslında burada Galatasaray Cafe Crown, Beşiktaş Cola Turka ve Türk Telekom takımlarından da bahsetmek gerek ancak yazı boşuna uzamış olacaktı. Çünkü bütün takımlarımızda dertler aynı. Biz Türk basketbolu olarak çembere gitmek yerine 3 sayılık atışlarla var olmaya çalışıyoruz. Milli takımın istatistiklerini ele alalım aynı sonuçları göreceksiniz. Neticede kulüp takımlarımız ne ise, milli takımımızda o aslında.

Peki bizler ne zaman akıllanacağız? Çağdaş basketbolun gereklerini yerine getirmeyiz, çağdaş basketbolun gereklerini yerine getirecek gençleri yetiştirmeyiz, yetişmiş gençlere yeterli şansı vermeyiz, ligimizin yaş ortalaması 30’lar civarında dolaşır, acaba ne zaman doğruyu göreceğiz çok merak ediyorum doğrusu…

07 Mart 2009
Murat POLAT
Türkçe Basketbol Eğitim Veri Bankası Editörü
mpolat@basketbolegitim.net
http://www.basketbolegitim.net