Evet başlıkta yazdık asistan koçluk die ama aslında ağabeylik bana göre. Yardımcı antrenörler her takımın gizli kahramanlarıdır belki çok ön planda olmazlar ama emekleri büyüktür. Ayrıca asistanlık yapan insan eğer açık görüşlü ve öğrenmeye açık olursa çook şey öğrenir. Bu konuda ben kendimi çok şanslı görüyorum.çünkü çok önemli ve düzgün antrenör abilerimle çalıştım hem saha içi hem saha dışı bir çok şey öğrendim. Burada onların ismini vermeden geçemeyeceğim Yakup Sekizkök(banvit atakım asistanı),Altar Tunçkol(antalya b.b atakım asistanı), İsmail Biçermen(Yeşimspor altyapı sorumlusu), ve Ziya Uyanık (pınar ksk genç takım ve a takım yardımcı antrenörü) hepsinden çok önemli şeyler öğrendim ve öğrenmeyede hala devam ediyorum.


Evet asistan koçluk için yazımın başında dedim ağabeylik diye yada iyi polisi oynamakta diyebiliriz. Bazı durumlarda baş antrenör rolü gereği oyuncuya çok sert biçimde sinirlenebilir kızabilir hatta idmandan atabilir işte bu gibi durumlarda asistan koç devreye girmelidir o oyuncuya destek olmalıdır ‘hadi koçum’ hadi aslanım’ gibi sözlerle onu tekrar motive etmeli yeri geldiğinde baş antrenörü sakinleştirmelidir.Bazende oyuncular baş antrenörlerden çekinirler konuşmaya hatta bazen sakatlıklarını dahi gizlerler böle durumlarda yine imdata asistan koç yetişir. Kimi zamanda formsuz olan maçta az süre alan oyuncu gelir asistan koça abi arkadaş gibi derleşir ondan destek bekler.Bana göre asistanlık sadece antrenman sırasında bağırmak baş antrenöre akıl veren kişi diildir.Asistan koçluk saha dışındada devam eder örneğin oyuncularla beraber maç izlemek sinemaya gitmek beraber yemek yemek bu tarz aktiviteler yapmak aradaki bağları kuvvetlendirir ve dozajı doğru biçimde ayarladığımızda bana göre takımın performansına direk etki eder.Bizim işimiz o yüzden saha dışındada devam eder asistan antrenör despot olur sürekli oyuncuları eleştirir ve baş antrenörü doldurursa takım ile staff arasında ciddi sıkıntılar olur ve takımın başarısına ve performansına etki eder. Hepimizin bildiği gibi takım sporunda karşılıklı sevgi saygı ve beraberlik herşeyden önce gelir. Bu yüzden asistan koçluğun keyfini çıkartıp zorlukların üstesinden gelmeliyiz.
Altyapılarda basketbolcu kardeşlerimizin ilk topla tanıştığı ve takım ruhunu yaşadığı kategori miniklerdir. Az öncede söylediğimiz gibi topla tanıştığı ve takım ruhunu yaşadığı ilk takımdır, bu yüzden minik takım antrenörlüğü bazı kulüplerde ne yazıkki ciddiye alınmasada bana göre yarışmacı takımlar(küçük-yıldız-genç) kadar önemlidir.Çünkü bu yaşlarda öğrenilen bir çok şey alışkanlık haline gelir ve kalıcı olur.Biz bu çocuklara dripling yapmayı,stopları,turnike atmayı düzgün şekilde öğretmeden zone yapmayı,screen yapmayı…v.b şeyleri yapmayı öğretmeye çalışırsak bu çocuklara karşı kötülük yapmış oluruz.Bu kategoride sadece basketbol olarak diil yanii saha içi taktiksel çalışmalar (turnike-şut-dripling…gibi) haricinde onlara takım olmayı öğretici çalışmalar yapmamız gerekir. Bunlara örnek olarak düdük çalındığı zaman herkesin alkışlaması,takım arkadaşlarına destek verip motive etmeleri,streching yaparken yüksek sesle saymak gibi çalışmalarda takım ruhu için önemlidir.Bizim bu kategorilerdeki amacımız maç kazanmaktan çok oyuncu yetiştirmek olmalıdır. Belki bu kategorilerde maç kazanmayı yönelik çalışıp türkiye şampiyonu dahi olabiliriz ancak bu jenerasyonlardan kaç oyuncu ileride aynı kulübün genç takımlarına a takımlarına hizmet veriyor buna bakmamız gerekir.Sizinle başımdan geçen bir anıyı paylaşmak istiyorum.İsmini veremeyeceğim bir kulüpte gezerken duvardaki resimler ve yazılar hemen dikkatimi çektii duvarda minik ve küçükler kategorilerinde bir çok derece var şampiyonluklar türkiye 2.ve 3. gibi.Ama daha sonra bu resimdeki çocukları soruyorum bi çoğu belli bi seviyeyi aşamadığı için yıldız takımı dahi görememişler ne bnu kategorilerde kulüp nede sporcu başarısı var umarım vermek istediğim mesajı almışsınızdır.Ama biz sporcularımıza kazanmayı kaybetmeyi en güsel şekilde anlatmamız gerekir.Alfabeyi öğrenmeden okuma ve yazmayı öğretemeyiz.Saygı ve sevgilerimle