18 MAÇTA YIKILAN “ÜMİTLER”
Yıllardır bütün basketbol yazarları, bütün yorumcular, idareciler, antrenörler söylenip durur, “Altyapıdan oyuncu gelmiyor”, “Artık uzun yetişmiyor”, “Yıllarca uzun yetişmiyor dedik, artık kısa yetişmiyor”. Bu söylemlerden yola çıkarak Beko basketbol liginin 2008-2009 sezonunu bir araştırayım, inceleyeyim, değerlendireyim dedim. Ortaya bir netice çıkardım ve açıkçası bu netice beni yanıltmasa da gördüklerime ben bile inanamadım, basketbolumuzun geleceği için gerçekten çok korktum. Eminim okuyunca sizlerde inanamayacaksınız.
Son on yılda ülkemiz basketbolunun büyük bir atakta olduğu, altyapıdan yetişen yeni oyuncularla ve altyapı milli takımlarımızın elde ettiği başarılarla 2010 yılında ülkemizde düzenlenecek olan Dünya şampiyonasına en iyi şekilde hazırlandığımız söylenip durmakta. Buna bir diyeceğimiz yok. Gerçekten de baktığınızda şu anki kadro ile 2010 yılında milli takımımızın yaş ortalaması 25-26 civarında olacak. Ne genç, ne de yaşlı, tam kararında, olgunluk çağına yakın, yeterli tecrübeye sahip bir kadro olacak, öyle görünüyor. Ancak 100 yıllık mazisi olan Türk basketbolunun tek hedefi 2010’mudur? Yada 2010’mu olmalıdır? 2010’dan sonra başka uluslararası turnuva organize edilmeyecekmidir? Edilecekse biz katılmayacamıyız? Neden bu soruları soruyoruz şimdi ona gelelim.
Şu anda A milli takımımızın en genç oyuncusu 1989 doğumlu Doğuş BALBAY’dır. Takımın geneli ise 1978 ve 1987 jenerasyonlarından gelmektedir. Bu iki jenerasyon da altyapı milli takımları yaşlarında uluslararası platformda oldukça iyi neticeler almışlardır. Ancak bu oyuncuların geçmişlerine baktığınızda, 18 hatta 17 yaşında kendi kulüplerinin A takımlarında her maç ortalama 10 dk civarında ve üzerinde süre almışlardır. Peki şimdi durum nedir? Yani bu jenerasyonların emekliliği sonrası milli takımlarımızın durumu nedir ona bakalım.
Federasyonun 2008-2009 sezonu için yayımladığı Erkekler Birinci Lig Yönergesinin 23. maddesi “Takımların Müsabakalarda Sahaya Çıkabilecek Sporcu Kadroları” başlığıyla, 23.2. maddesinde şöyle demektedir: “Takımlar, resmi müsabaka kadrolarında ülkemiz ümit, genç veya yıldız takımlarından yetişmiş en az beş (5) Sözleşmeli Sporcuya yer vermek zorundadırlar.” Bu ifade içinde geçen “ülkemiz” kelimesi muğlak bulunmuş olacak ki, 24. maddede “Sözleşmeli Sporcuların Ümit, Genç ve Yıldız Takımlardan Yetişmiş Olma Şartları” başlığıyla açıklığa kavuşturulmuştur. 24.1. maddesinde şöyle denmektedir: “Bir Sözleşmeli Sporcunun ümit, genç veya yıldız takımda oynamış veya bu takımdan yetişmiş sayılabilmesi için, o kulübün ümit, genç veya yıldız takımından en az bir basketbol yılı (sezonu) oynamış olması gereklidir.” Ayrıca federasyon aynı yönergenin 24.2. maddesinde “24 yaşından büyük sporcular bu haklarını kaybederler.” diyerek tam tanımı yapmıştır. Kısaca anlatmak gerekirse “Birinci ligde yer alacak her kulüp, kendi altyapısında en az bir yıl oynamış, 24 yaş altı, 5 sporcuya kadrosunda yer vermek zorundadır.”
Yukarıdaki düzenleme, altyapıdan oyuncu yetişmesi için son derece olumlu. Peki uygulamada bir sorun var mı? Yani bu oyunculara yeterli süre veriliyor yada oynatılıyorlar mı? Ligimizde yer alan 16 takımı incelediğimizde kadrolarında, yukarıdaki yönerge maddelerine uygun toplam 41 oyuncu yer almaktadır. Ancak bu oyuncuları ümit milli takım yaş grubu itibariyle 21 yaş altı ve üstü olarak iki gruba ayırmak gerekmektedir. Bu oyuncuların 27 tanesi 21 yaş altı, diğer 14 tanesi ise 21 yaş ve üstüdür, yani ümit milli yaşını doldurmuştur. Bu aşamada yeni oyuncuların yetişmesi ve Türk basketboluna kazandırılması amacıyla üç önemli soru aklımıza geliyor ve bu soruların cevaplarına bakıyoruz.
İlk sorumuz; Bu 16 takımın kaç tanesinde yukarıdaki şartlara uygun oyuncu vardır? Cevabı gerçekten de ilginç. Bu şartları taşıyan Oyak Renault'da 6, Fenerbahçe Ülker'de 5, Pınar Karşıyaka, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Casa TED Ankara Kolejliler'de 4, Efes Pilsen, Beşiktaş Cola Turka, Banvit ve Darüşşafaka Cooper Tires'da 3, Galatasaray Cafe Crown ve Mersin Büyükşehir Belediyesi'nde 2, Aliağa Petkim ve Mutlu Aki Selçuk Üniversitesi'nde 1 oyuncu yer alırken, Erdemir, Antalya Kepez Belediyesi, Türk Telekom'da ise bu şartları taşıyan hiç oyuncu yok.
Gelelim ikinci sorumuza; Bu oyuncular 18 maçın ortalama kaçında 12 kişilik maç kadrosunda yer almışlardır? Cevabı gerçekten üzücü. Bu 41 oyuncu takımlarının oynadıkları 18 maçın ortalama 9,7’sinde yer almışlar. 21 yaş üstünde kalanlar ortalama 4,7 maç, 21 yaş altında kalanlar ise ortalama 5 maçta kadroya girmişler.
Ve son sorumuz; Kadroda yer aldıkları maçlarda kaçar dakika oynamışlardır? İşte bu sorunun cevabı daha da üzücü. Bu 41 oyuncu 18 maçta, maç başına sadece 7 dk 12 sn sahaya girebilmişler. 21 yaş üstünde kalanlar ortalama 11 dk 35 sn, 21 yaş altında kalanlar ise ortalama 3 dk 02 sn oynayabilmişler.
Yıllar önce fikirlerine çok değer verdiğim bir ağabeyim şöyle demişti; “Eğer bir oyuncu 17-18 yaşlarında A takımda süre alabiliyorsa oyuncu olur, alamıyorsa olmaz, bunu yıllardır oynanan lig örnekleriyle kanıtlamıştır !” Şimdi en kritik soruya gelip cevabını sizlere bırakacağım; “21 yaş altı oyuncularımıza ortalama 3 dk süre vererek nasıl yeni oyuncular yetiştirebiliriz?
15 Şubat 2009
Murat POLAT
Basketbol Antrenörü
Türkçe Basketbol Eğitim Veri Bankası Editörü
mpolat@basketbolegitim.net
http://www.basketbolegitim.net







sn murat polat. seni böylebir yazı yazdığın için yürekten kutluyorum. hele araştırmanı 2.lig ve bölgesel liglere kaydırırsan altyapıdan gelen gençlerin koçların elinde nasıl heba olduğunu anlayacağını umarım bu sözüm milli takımları çalıştıran koçlar içinde geçerlidir. sevgilerimle. ihsan muştucu